HEPİMİZİN ULAŞABİLECEĞİ KADAR YAKINDA BİR YERDE ONLAR ASLINDA

Hayat nedir?

 Sadece yemek, içmek, yatmak, kalkmak, eğlenmek, başkalarının yaptıklarını izlemek ve  birilerinin itirazlarıyla kazanılan  haklardan yararlanmak mıdır?

 Bize ne veriyor hayat? Biz hayata ne veriyoruz, kendi payımıza hayatımızı ve de  başkalarının hayatlarını renklendirmek için neler yapıyoruz?

 Gün bitip gece yatağımıza girdiğimizde içimizi tatlı bir huzur mu, yoksa  büyük bir pişmanlık mı kaplıyor? Yapabileceklerimizi yapamadığımız için, başka hayatlara dokunamadığımız için.

 Nasıl olur başkalarının hayatlarına dokunabilmek? Gönüllerine girebilmek? Çıkarsızca, hesapsızca.. Art niyet olmadan. Hiçbir şey beklemeden…

  Bulunduğumuz yerlerde rahat bir şekilde yaşıyorsak, AÇ DEĞİLSEK, AÇIK DEĞİLSEK, ÜŞÜMÜYORSAK, YALNIZ DEĞİLSEK….

 Bütün bunlar bize ne kadar şanslı olduğumuzu hissetmemiz için mi verildi yalnızca?

Eğer bu şekilde düşünüyorsak; çok yanılıyoruz dostlarım…

 Çünkü biz elimizdekilerle, yanımızdaki bulunan insanlarla şanslıysak, bizden şanssız olanlar için bir şeyler yapmalıyız ve bize bu şansı veren yaradana teşekkürümüzü göstermeliyiz.

 Çevremize baktığımızda yardıma ihtiyacı olan canlılar görürüz. İnsanı, hayvanı…Elimizden ne geliyorsa onlar için bir şeyler yapmalıyız. Yiyeceğimizi paylaşmaksa bu….. Yiyeceğimizi paylaşmalıyız. Zamanımızı paylaşmakla bir şeyler verebiliyorsak karşımızdakilere…. Zamanımızı ayırmalıyız bize ihtiyacı olanlara. Sevgimize ihtiyaçları varsa birilerinin, sevgimizi vermeliyiz. Küçük bir çocuğun her zaman en başta ihtiyacı olduğu şey yalnızca karnının doyurulması, soğuktan korunması, oyuncağa boğulması değildir. Onların en çok sevgiye ihtiyaçları vardır.

 Biz küçüklerimize sevgimizi verelim ki, ilerde büyüdükleri zaman o küçükler, kendilerindeki sevgiyi verebilsinler karşılaştıkları her kişiye… Sevgiyle büyüyen, sevgi dağıtır… Sevgisiz büyüyen çocuklar, topluma sevgisizce yaklaşırlar ve ellerinden gelen kötülüğü yaparlar.

 Toplumda sevgi saçan bireyler görmek istiyorsak, sevgimizi paylaşmalıyız, sevgi tohumları ekmeliyiz tün minik yüreklere şimdiden. Hasat zamanı uzun yıllar sürse de, sonuç çok çok güzel olur kanımca.

 Bugünlerde soğuk kış günlerinin en zorlu, en çetin olanını yaşıyoruz ülke genelinde. Doğu’da, Batı’da, Kuzey’de…

 Soğuktan kurtaracağımız minik canlar için mutlaka hepimizin yapacağı bir çok seçenek var. Kimimiz okullara giden, ayağında doğru dürüst ayakkabısı olmayana ayakkabı, sırtına giyecek montu olmayana mont, kalemi olmayana kalem, kitap vb. gönderip elimizdeki olanakları onlar için harcıyoruz.

 Kimimiz sokakta yaşayan bir kediyi, köpeği evine konuk ederek o canları soğuktan koruyor.

 Bazıları da kendince yapacaklarını düşünüp, o yönde neler yapabiliyorsa elinden geleni yapıyor.

 Bir de görme engelli kardeşlerimiz, dostlarımız var. Onlar için de mutlaka yapılacak bir şeyler vardır. Kimimiz kitap okuyor cd lere. Sonra bu cd ler çoğaltılıp tek tek görmeyen kardeşlerimize ulaştırılıyor. O kitapların bir kısmı roman, öykü, şiirle zenginleştirilmiş, bir kısmı da ders kitaplarının bilgileriyle. Görmeyen arkadaşlarımız, kardeşlerimiz de bu cd lere okunmuş kitaplardan çalışarak okullarını bitirebiliyorlar.

 Bizlere ne mi düşüyor burada görev olarak? Hepimizin yaşadığı şehirlerde, görme engelli kardeşlerimiz için birer kurum mutlaka vardır. Bu kurum; görme engelliler derneği olabilir, görme engelliler okulları olabilir. Bu yerlere giderek ilgili kişilere onlar için neler yapabileceğimizi sorabiliriz.

 Çoğumuz bilgisayar kullanmayı biliyoruz. Bilgisayar kullanan kişilere ihtiyaç da var oralarda. Çünkü görme engelli kardeşlerimizin dinleyerek okumalarının sağlandığı çoğu kitap ya tarama yapılıyor bilgisayarlarda, ya da kimi gönüllü okuyucular tarafından cd lere kayıt olacak şekilde okunuyor. Tarama yapılan kitapların düzeltilmeleri gerekiyor. Bu konuda yardıma ihtiyaç olduğu kesin.

 Kendimce, 2004 yılından beri bu yönde gönüllü çalışmalarda bulunuyorum. Sosyal sorumluluğumu kendimce yerine getirmeye çalışıyorum. Temiz bir kayıt cihazına ders kitaplarını okuyarak bulunduğumuz sitede bir arkadaşımızın üniversiteyi bitirmesine yardımcı olduğum için nasıl mutluyum anlatamam. Görme engelliler derneğine giderek, bir odada cd lere kitaplar okudum. Şimdi de görme engelliler ilköğretim okulları için taranmış kitapların düzeltmenliğini yapıyorum.

 İşim yok mu sanıyorsunuz? Yanılıyorsunuz. Öyle çok elimde işim var ki yapmam gereken. Ne elimdeki işlerimi aksatıyorum, ne evdeki işlerimi, ne çocuklarımı ihmal ediyorum.

 Zamanımı gönlümden geçen şekilde, bu yönde yaşıyorum.

 Sizce ben günlerini tüketen biri mi,  yoksa günlerin geceyle noktalanan kısmında huzur içinde yatağında uyuyan biri miyim?

 Sosyal sorumluluklarımızın bilincinde olarak, hayatla ilgili tercihlerimizi yapalım. İnanın bizim bir kaybımız olmaz, ama karşımızdaki insanların birçok kazancı olur. Eğitim haklarını elde etmek gibi. Sevgiyle büyüyen çocuklar, bireyler olmak gibi..

 HEPİMİZİN ULAŞABİLECEĞİ KADAR YAKINDA BİR YERDE ONLAR ASLINDA!

Bircan OĞANKUL

28/01/2010

Saat: 11.30

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir