CORONA GÜNLERİNDE BEN

Dünyayı saran salgın, ülkemizi de etkiledi ve bizler hükümetin yanlış ve eksik politikası nedeniyle; yarım yamalak bir karantina/ sokağa çıkma yasağı/ dış dünyadan kısmen izole/ ev hapsi günlerindeyiz!

Adına siz ne derseniz deyin, bunun adı; Krizli Günler’ dir kısaca! Her anlamda yaşanan hem de…

Bu süreçte neler yaşandığını hepimiz genel ve özel anlamda biliyoruz! Maddi ve manevi olarak her kişi kendi yaşadığı zorlukları biliyor, bunları burada tek tek yazacak değilim!

Benim yazmak istediğim farklı bir pencereden bakıp, kendi yaşadıklarımı anlatmak… Her zamanki gibi kendimce, dilim döndüğünce birilerine rast gelirse bu yazım, o kişilere bir parça da olsa yol gösterebilmek!

Şu günlerde yaşanılan zorluklar, maddi olanlardan ayrı olarak ruhsal durumlarımızı etkiliyor. Bu süreçten ne kadar hasarla çıkacağımız bizlerin elinde, ya da hasarsız çıkmak…

Umarsız, vurdumduymaz biri değilim, yalnızca bulunduğumuz şu günlerde akıl sağlığımı koruyabilmek için, kendime bir iyilik yapıyorum ve ev hapsi günlerimizde çeşitli yeteneklerimi kullanarak hayatımı kolaylaştırıyorum.

Evde ekmek yapımı konusunda kendimi bayağı geliştirdim. Evde un ve gerekli malzemeler olsun yeter. Bir fırın açacak değilim sonuçta, evimizin ihtiyacı olan ekmeği ve yan ürünlerini çeşitlendirerek, gündelik ihtiyacımızı karşılayabiliyorum. Katkısız, temiz ve içinde ne olduğunu bildiğim ekmekleri soframıza getiriyorum.

El işi konusunda da kendime yetecek denli güzel işler çıkarabiliyorum.

Bu günlerde en güzel yapılabilecek etkinlik; kitap okuma, herkesin şimdi bolca zamanı var. Mazeret üretmek, okumaktan kaçmak demektir. “Kitap pahalı, alamam” sözünü yaşamımın hiçbir döneminde kabul etmiş biri değilim. Çoğu yerde (benim bulunduğum küçük kasabada bile var olan) kütüphaneler var. Oralara gidip üye olup, kitaplara kavuşabiliriz!

“Yazmak, rahatlamaktır” sözünü çok seviyorum. Herkes yazamaz, diye bir şey yok! Okur- yazar olan herkes yazar. Kitap bastırmak zorunda değiliz hiçbirimiz… Yazmak en güzel terapidir! Kurallı, ağdalı, süslü tümcelere de gerek yok… İçinizden geldiği gibi… Konuşur gibi… Kendinize mektup yazar gibi yazın… Göreceksiniz nasıl da iyi gelecek!

Bizim evimizde sokaktan kurtardığımız canlardan ve yıllardır bizimle olan, ailemizin bir bireyi olarak gördüğümüz kedimiz var.

Şu dönemde sokaklarda onlar da her zamankinden daha zor durumda ve açlık- susuzlukla savaş veriyorlar.

Ne yapabilirsiniz? Evlerinize almasanız da dışarıda onları besleyebilirsiniz. Bahçeli evlerde oturanlar daha şanslı, onlar bahçelerini o canlara açabilirler. İnanın olumsuz enerjiyi yok etmede üstlerine yok! Onları seyrederken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız bile… Emin olun!

Geçecek bu günler, geçecek elbet yalnız bir şartla; hayata, diğer canlılara, kendinize olan saygınızla geçecek…

Haydi bakalım, gösterin kendinizi kim daha güçlü?! Hayata ve yaşananlara kafa tutmanın tam zamanı!

16/05/2020

Bircan Yeşilada

BUGÜN GÜNLERDEN SEN …

Hayatınızda size iyi gelen insanlar mutlaka vardır, bazıları daha da iyi gelir…
Hiç kızamazsınız onlara, hiç küsemezsiniz örneğin. Küsmeyin zaten, neden küsesiniz ki?!
Yaşamak bu kadar ağırken, insanların çoğu asık suratlıyken, size iyi gelen o özel insanları sakın kaybetmeyin… Değerlerini bilin.
Sizi kızdırırken belki de asıl amaçları sizi kızdırmak değildir… Anlatmak istedikleri sizin anladığınız şekilde olmayabilir. “Gör beni”, ” duy beni”, “kalbimi dinle” demek istiyor olabilirler. Kendilerini ifade ediş tarzlarında farklılık olabilir.
Belki de o anlatmadan onu anlamanızı istiyor olabilir… Sizin kendisini iyi tanıyıp, tanımadığınızı ölçmek istiyor olabilir… Başka başka daha bir sürü olasılık olabilir.
Size düşen; onu anlamaya çalışmak.
Seviyorsanız; ilk önce saygı duymayı öğrenmelisiniz birbirinize… Saygıyı yitirmeyin… Belki de işin sırrı tam da burada!
“Bugün günlerden sen” deyip, gülümseyin bolca ona…

Bircan Yeşilada

Güvendiğin Kendin Ol

Ayaklar yere sağlam basarsa, hiçbir korkusu olmaz insanın.

Hiç kimseyi ne basamak, ne dayanak olarak düşünmeyin! Hayattaki tek güvendiğiniz, “beni yanlış anlamaz” dediğiniz kişi yalnızca kendinizsiniz.

Oturduğum yer küçük bir sahil kasabası. Evin batısında koca iki tane dağ, doğusunda deniz açıklara doğru.

Ne dağa güvenirim beni korur diye, ne denize güvenirim alır götürür diye!

Seyretmek yeterli güzelliklerini, koklamak esintilerini…

Çok şey istemedim, istemiyorum da zaten, ben bana yolculuğumda!

14.05.2020

Bircan Yeşilada

Merhaba dünya!

Merhaba değerli okuyucular, sevgili arkadaşlar;

Yeni siteyle karşınızdayım. Hepimiz hoş geldik!

Bundan sonra iyilerle buluşma yerimiz burası olsun!

Birbirimize saygılı olduktan sonra, bir sorun yaşayacağımızı sanmıyorum. Hoşgörü, anlayış ışığımız olsun!